Birecik;  Şanlıurfa’ya bağlı, Fırat nehrinin içinden geçtiği bir ilçedir. Bu şehre girdiğinizde şehrin havası Hindistan’ı andırır size. İnsanlar yolların ortasında yürür, at arabaları, motosikletler vız vız geçer… Doğal bir şehirdir. Sıcak ve samimidir insanları.

İnsanoğlu binlerce yıldır atla iç içe yaşamıştır. Anadolu coğrafyasına baktığımızda bazı şehirlerde hala ulaşım, yük taşımacılığı gibi işlerde kullanılmaktadır. Fırat Nehri’nin kenarına kurulmuş Birecik’te at yaygın bir şekilde ulaşım ve yük taşımacılığında kullanılır. Birçok şehirde göremezsiniz ama burada ansızın bir sokaktan çıkar karşınıza. Bazen sebze satıcısı, bazen de yük taşırken.

Birecik konumu gereği yaz aylarını bunaltıcı bir sıcakla geçirir. Yük taşırken sıcaktan bayılma noktasına gelirler. Yaz aylarında aşırı sıcaktan bunalan bu atlar Fırat’ın serin ve derin sularında serinletilir. At sahipleri atlarını öğleden sonraları Fırat’a girdirir. Atlarını iple kontrol ederek yüzdürürler. Daha sonra tekrar evlerine (ağırlarına) dönerler.

 

Sıcak bir yaz mevsiminde gittiğim Birecik’te çalışan, çalışmaktan bitap düşen bu atları gördüm. İnsanoğlu kendilerine bağlı olması için atları iplerle tutsaklaştırmıştır. Boyunlarından bağlı ip, onları insanların esiri yapmıştır. Projeme “Azat Günü” dememin sebebi buradan gelmektedir. Atlar suya girdiklerinde (her ne kadar yine de ipe bağlı olsa da) onlar için bir azat edilme oluyor bir nevi. Atların özgürlükleri bir iple insan elinde olduğunu görünce bu olay bana kölelerin azat edilmesini hatırlattı.

 

Ahmet Küçükaydın

Gaziantep / 2018

 

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abonelik  
Bildir
%d blogcu bunu beğendi: