Adalet AĞAOĞLU – Yazar
Görsel: sozcu.com.tr

Adalet Ağaoğlu’nun Yüksek Gerilim adlı öykü kitabı, 1970’lerin işçi sınıfı, kadın, politika ve çocuk sorunlarını ele alan öykülerden oluşur. Kitapta dokuz öykü vardır: Yüksek Gerilim, Adi Suçlu, Duvar Öyküsü, Yol, Özgürlükçü, Sen de Sor, Yasemin İşçileri, Bileyici, Gün Üç Dakika. Çok sayıda toplumsal meseleye farklı açılardan bakan ve bu meselelerde tartışma ortamı hazırlayan bu öykülerde kadının toplumdaki yerine bakacağızOdak noktaları farklı olsa da bütün öykülerde kadın-erkek eşitsizliğini toplumun farklı kesimlerinde görebiliyoruz. Öykülerdeki kadınları ortak bir paydada buluşturan özellikleri ise mutsuzluklarıdır ve bu mutsuzluklarının iç dünyalarından değil, dış dünyadan kaynaklanmaktadır. Erkek-egemen bir toplumda, benliklerini bile tam olarak ortaya koyamayan, diledikleri gibi yaşayamayan ve onları ilgilendiren her şeyin erkekler tarafından belirlendiği kadınların mutsuzlukları da erkekler yüzündendir. Kitaptaki dört öykü üzerinden kısaca bu kadınları inceleyeceğim.

“Yüksek Gerilim” öyküsünde, Kadir’in karısı, mutsuz kadınlar kervanının ilk atlısını oluşturur. Kendi kişiliğini bile henüz ortaya koyamamış; ailesindeki erkeklerin arasında, onlara bağlı bir şekilde yaşamını sürdürmektedir. Amacı kocasını hoşnut etmektir. Hayat gayesi evin huzurunun bozulmaması için çabalamak, hizmet etmektir. Kuracağı cümleleri seçerken bile sürekli kocasını düşünür; onu incitip incitmeyeceğini, kızdırıp kızdırmayacağını tartar. Buna göre konuşur. Hiç düşünmeden, içinden geldiği gibi konuşup kocasını üzdüğünde, kızdırdığında ise hemen pişman olur. Bunun onun en doğal hakkı olduğunun bilincinde bile olmayarak yetiştirilmiştir muhtemelen. “Hizmet et, güzel sözler söyle, karşı gelme, asi olma, sözünden çıkma kızım.” Hayatını bu şekilde idame ettiren bir kadın zaten nasıl olur da kocasının sorunları değil de kendi kişisel sorunları yüzünden mutsuz olabilirdi? O da kocasının mutsuz olduğu şeyler, onun borçlarına duyduğu üzüntüden dolayı mutsuzdur. Bu elbette aile olmanın, aralarındaki bağın da bir getirisidir. Fakat, hikayenin anlatımında bile açıkça görüldüğü üzere, kendisinden bahsedilen yerler gibi, bu karakter dünya üzerinde erkeklerin bir adım arkasında kalmış kadınlardan biridir.

“Adi Suçlu” adlı öyküde ise iki zıt kadın figürü vardır. Bu iki kadın birbirlerinin tam anlamıyla tersidir. Kurdukları cümlelerin dil yapıları ve kelime kullanımları bile hayatlarının ne kadar farklı olduğunu açıkça gösterir. Bu birbirlerinin taban tabana zıttı iki kadının bir tek ortak özelliği vardır: dış dünyadan kaynaklı mutsuzluk. Kadınlardan biri dünya yansa hasırı yanmayacak, kendi güzelliği ve kocasıyla ilgilenen biriyken diğeri dönemin siyasi olaylarıyla ilgili, bu olaylar nedeniyle cezaevindeki tanıdıklarıyla alakalı düşüncelerin kafasını meşgul ettiği bir kadındır. Birinin haberi bile olmadığı meseleler diğerinin hayat gayesidir. Haliyle bu kadınlardan ilkinin mutsuzluğu kendi değil, güzelliği ve kocasıyla alakalı sorunlardır. Diğerininse yine kendi değil, toplumsal ve siyasi olayların yarattığı sorunlardır. Yine de dış dünya tarafından mutsuzluk bu iki kadının ilk bakışta fark edilemeyen büyük bir ortak özelliğidir.

“Özgürlükçü” öyküsündeki anlatıcı kişinin karısı dış dünyadan kaynaklı mutsuzluk yaşayan en belirgin karakterdir öykü kitabında. Anlatıcı kişinin özgürlükçü söylemleri, ne yazık ki, ya da ataerkil toplum modelinin doğal bir sonucu olarak, sadece erkekler yani özgürlüğü hak eden cins içindir. Bu karakterin özgürlük savunuculuğu karısına gelene kadardır, ya da kadınlara. Sınırı buradadır. Karısının, nasıl olsa hak etmediğini düşündüğü şekilde, özgürce yaşamasına müsaade etmez. Kadının mutsuzluğu da burada başlar. Kocasının ona karşı gösterdiği bu özgürlükçü olmayan, ayrımcı tavırdır onu mutsuz eden. Yine, kendisi ile değil; kocasıyla, bir erkekle, dış dünya ile alakalı bir nedenden mutsuzluğu kaynaklanan bir kadındır.

“Yasemin İşçileri”nde de “Adi Suçlu” hikayesindeki gibi iki farklı kadın vardır. Fakat bu defa politik olmayan kadının kafasını meşgul eden problemler, mutsuzluğunun sebebi güzelliği ya da kocasının ona karşı sevgisi değil; cezaevindeki kocasına duyduğu özlem ve evini geçindirme derdidir. Mutsuzdur bu kadın ve ailesinin sorunlarıdır onu mutsuz eden; kendi kişiliğini bile belki de henüz ortaya koyamamışken. Muhtemelen geçim derdi ile doluyken hayatının tamamı, kendisine dönüp bakmak mümkün olmamıştır. Ev geçindirme yükünü tamamen omuzlarında hisseden bu kadın mutluluğu arayamamıştır. O mutsuzdur.

Bu öykülerdeki kadın karakterlerden görüyoruz ki, toplumun hangi kesiminden olursa olsun, dış dünya kaynaklı mutsuzluk kadınların ortak özelliğidir. Hala dünyanın çoğu yerinde kadınlar ve erkekler eşit görülmüyorken bu öykülerdeki kadınları ve erkekleri aynı anlatım şekilleriyle ve aynı dünya görüşleri, yaşam tarzları ve önceliklerle göremememiz oldukça normal. Anlatım şekillerindeki farklılıklar da diğer farklılıklara ışık tutmuş, onları daha açık hala getirmiştir.

 

– Hüda AY

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abonelik  
Bildir
%d blogcu bunu beğendi: