“Ben yanmasam sen yanmasan     

biz yanmasak, nasıl çıkar karanlıklar                                                                                                                              aydınlığa …” 

 N.H.RAN

 

Biri Afrika diğeri Orta Asya’da, Büyük İskender’in mirasına ortak, köklü tarihleri ve kültürleriyle iki ülke: Mısır ve Afganistan… Bu iki ülke Büyük İskender’in mirasının yanı sıra bir trajediye; birer linç ve utanç hikâyesine de ortak artık. Düşünen ve sorgulayan kadınları tehlike olarak gören ortak akılsa binlerce yıldır hiç değişmemiş belli ki.

Ortak utancın ilk kahramanı bundan bin altı yüz iki yıl önce kırk beş yaşında katledilen filozof, matematikçi, hatip ve astronom İskenderiyeli Hypatia. İskenderiyeli filozof ve matematikçi Theon’un kızıydı Hypatia. Babası onu okuyan, düşünen ve sorgulayan bir kadın olarak yetiştirmiş ve Hypatia’nın öğretmeni olmuştu aynı zamanda. Kızının dogmatik düşüncelere saplanmasını istemeyen Theon ona dinleri anlatmış ve hiçbir şeyin mutlak sonuç ya da gerçek olmadığını, doğru diye dayatılan her şeyde yanlışlar olabileceğini ifade etmiş, bunlar üzerine düşünmesini ve sorgulamasını istemişti. Nitekim öyle de oldu. Babasının çizdiği yoldan ilerledi Hypatia. İskenderiye Okulu olarak da bilinen Yeni Plâtoncu Okul’da dersler verdi. İskenderiye Kütüphanesi’nde devam eden derslerinin takipçileri arasında dönemin valisi Orestes ve filozof Synesios da vardı.

Hypatia cesur bir kadındı. Düşüncelerini özgürce ifade ediyor, dinleyicileri ve öğrencilerini de buna teşvik ediyordu. Okulun kapılarıysa her görüşten ve inançtan insana açıktı. Çünkü Hypatia insanları birleştiren şeylerin onları ayıranlardan daha çok ve herkesin kardeş olduğuna inanıyordu. Ancak dönemin İskenderiye’sinde işler Hypatia’nın düşüncelerinin tam tersi şekilde ilerliyordu. Hristiyan dogmatizminin ve bağnazlığın hızla yayıldığı İskenderiye’de Hypatia hakkında büyücü, cadı, şeytan, inançsız ve hayâsız bir kadın olduğuyla ilgili söylentiler dolaşıyordu. Elbette bu söylentilerin ortaya çıkmasına sebep olanlar vardı. Dönemin İskenderiye Patrikhanesi’nin başı olan ve bir takım siyasi çıkarların peşinde koşan Cyrille (Kiril) halkı hem bölgede yaşayan farklı dinlere mensup insanlara hem de Hypatia’ya karşı kışkırtıyordu. Ve bir Mart gününde insanlar içlerindeki canavarı kustular. Hypatia’yı evinin önünde yakalayan bağnazlar sürüsü onu çırılçıplak soyup kilometrelerce sürükledikten sonra bıçak ve taş darbeleriyle öldürdüler. Daha sonra kilisede cesedini yaktılar.

Buna benzer bir trajedi tam bin altı yüz yıl sonra yine bir mart ayında Afganistan’da yaşandı. Yirmi sekiz yaşındaki öğretmen adayı Farkhunda Malikzada, halka muska satıp onların dini duygularını ve çaresizliklerini sömüren bir mollayla tartışıp insanları uyarmaya çalışmasının bedelini Hypatia gibi canıyla ödedi. Molla, Farkhunda’nın Kuran’a hakaret ettiğini söyledi. Bunu duyan çevredeki kalabalık galeyana geldi. Farkhunda sürüklendi, taş yağmuruna tutuldu, bir binanın çatısından atıldı, üstünden arabayla geçildi ve yakıldı. Kimse yardım etmedi, polis izledi. Anlık duygularıyla hareket eden, korkularından bile korkan, aklına kör, vicdanına sağır bir Cyrille sürüsü yok etti Farkhunda’nın bedenini. Tarih 19 Mart 2015’ti.

Birbirinden farklı yüzyıllarda yaşamış bu iki kadın da öğretmendi, ışıktı. Bilen, düşünen, sorgulayan insanlardı ve ataerkinin korkulu rüyasıydılar.

Hypatia’nın katillerine ne oldu bilinmez. Farkhunda’nın katillerinden 11 polis bir yıl hapis cezası alırken 8 polis ise serbest bırakıldı. Muskacıyla birlikte 4 kişi idam cezası aldı, 8 kişiyeyse 16 yıl hapis cezası verildi. Adalet yine insanlıktan değil ataerkiden yanaydı.

Bu iki kadının ortak bir yönü daha vardı: babaları. Her iki baba da sanılanın aksine kızlarıyla daima gurur duydular. Öyle ki; Farkhunda’nın babası kızının ölümünden sonra Malikzade olan soyisimlerini Farkhunda olarak değiştirdi. Ataerkiye, cehalete ve dünyanın tüm kötülüklerine inat…

Ve biz kadınlar… Hypatia ve Farkhunda’nın bıraktığı yerden ışığın, bilginin, sevginin, barışın; kısaca dünyayı daha iyi bir yer haline getirmenin mücadelesine devam edeceğiz. Çünkü kadınlar vardır, kadınlar her yerde!

 

Yağmur KILIÇ (Padme)

 

 

Kaynaklar:

http://www.bilim.org/sondurulen-isik-iskenderiyeli-hypatia/

http://www.matematiksel.org/zamanin-cok-otesinde-bir-kadin-hypatia/

https://www.britannica.com/biography/Hypatia

Kadınlar, Eduardo Galeano ( Sel Yayınları, 2016.)

 

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abonelik  
Bildir
%d blogcu bunu beğendi: