Adanalı Celal bir kıza yanıktı. Afife’ye.

Afife, mahallenin kızıydı. Afife, on dokuzunda, ölümüne güzel, öldüresiye alımlıydı. Sarı saçları omuzlarına dökülünce çiçek açmış kiraz ağaçlarına benzerdi.

Sokağa çıktımı peşine kırk kedi takılırdı Afife’nin, tepesinde kırk güvercin uçardı.

Kedileri sevmezdi afife. Çöpün, kirin içindeki sokak kedisinin neyini sevecekti. Aklı güvercinlerde, gözü yükseklerdeydi.

Küçük Saat’te bir trikoda çalışır, birkaç liralık haftalığının, tek kuruşuna dokunmadan getirip babasına verirdi. Babası da o parayla Sular’da kumar oynardı. Süslü Ziya en iyi müşterisi idi.

Afife, her sabah yürüyerek gidip gelirdi işe. Dolmuş paralarını biriktirirdi, babasından gizli. Bunlarla sosyete mecmuaları almak için. Babasının kumarda olduğu geceler bir kutsal kitabı okur gibi aşkla çevirirdi mecmuaların renkli sayfalarını.

Afife’ye sorsan en güzeli Fransız kızlarıydı. Çünkü Amerikan kızlarından bile havalılardı. Dantel en çok onların memelerine yakışırdı. Fransız kızları kadar cilvelisi mi vardı hem? şöyle bir yürüdü mü dokuz kapıyı çalarlar da dokuzunu da açtırırlardı.

Celal; uzun boylu, sırım gibi bir delikanlıydı. Geniş omuzlarına astığı ceketiyle kanatlarını açmış bir kartala benzer, saçlarını briyantinlemeden sokağa çıkmazdı. Babadan kalma antika dükkanını işletir, dükkânın üstündeki evinde annesiyle efendi gibi yaşardı. Akşam oldu mu muhakkak Hayri babanın meyhanesine uğrar, adabıyla iki kadeh parlatırdı. İlk kadehi daima babasına, Vayvayli Lütfü Bey’e kaldırır, ikinciyi Afife’ye adardı.

Bir gece babası Afife’yi kumarda kaybetti. Diyarbakırlı Hıdır ağa, bütün borçlarına karşılık aldı süslü Ziya’nın en güzel kızını. Bir kalemde sildiği borçlarının üzerine bir de siyah toros çekti Ziya’nın altına.

O nisan sabahı gene Afife’nin sokaktan geçişini bekledi Celal. Afife o gün, her gün aynı saatte geçtiği kaldırımdan geçmedi. Gri bir yağmur yağdı Adana’ya. Kediler duvar diplerinde öyle yol gözledi. Celal, Afife’nin verdiği gümüş muhtar çakmağıyla bir Amerikan cigarası yaktı, bekledi, bekledi. Akşama doğru mahalleye yayıldı haber. İplikçi Ayşe abla gelip Celal’e haberleri en ince ayrıntısına kadar, hatta daha fazlasıyla yetiştirdi. Celal’in gözleri karardı kararmasına ya düşüp yerlere serilmedi, ağlamadı. Bir bıçak kaptı, kılıçtan keskin Trabzon işiydi. Süslü Ziya’yı dokuz yerinden kesti. Süslü Ziya oracıkta öldü. Adana’lı Celal cezaevine mahkûm, Afife Kozan’a gelin gitti.

Birkaç gün sonra Afife küçük bacısına haber saldı, mecmualarını getirsin diye……..

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments