Uzun zaman önceydi. Geçmişin toprağıyla, yılların taşlaşmış yüzeyinin örtüleli çok olmuştu. Yine de anımsıyorum ama yine de anımsadıklarıma inanmakta güçlük çekiyorum ve bundan korkuyorum. Korktukça da anımsıyorum, anımsadıkça biliyorum, bildikçe de anlıyorum. Başka bir ildeydi ama adını bilmiyorum. Belki biraz Balıkesir, bir tutam da İstanbul’du. Bir otobüsteydim ya da tramvaydaydım, tam da bilemiyorum şimdi ama ikisinden biriydi, zaten vapur olsa ne yazar. Üçünden biriydi işte… Sonuçta bir yerin birindeydim, gerisi ne fark eder. Hadi diyelim otobüsteydim, zaten galiba otobüsteydim.

Bir kız görmüştüm, gördüm, evet gördüm. Yılların zamanı, zamanın da tüm işlevini yitirdiği o günde. O otobüste ya da her neredeyse…

Otobüs ıssız bir caddeden geçiyordu ya da taşranın geniş ovalarındaki buğday sarılarından. Kim bilir? Eğer bindiğim tramvaysa, şehrin ortasındaki paslı raylardan da geçebilir ya da vapursa, martıların yalnızlığındaki denizden. Öyleyse belki de burası Balıkesir değildi.

Kız, benimle aynı yaşlarda görünüyordu, yani aşağı yukarı öyleydi. Kızın ellerinde bir şey vardı. Anımsadığım kadarıyla söylüyorum ve biraz da anımsayamadıklarımın karasıyla. Yılını çıkaramıyorum, gününü bile, hatta saniyesine kadar unuttum. Beni bırak, o kızı zaman bile unuttu.  O ili ve o ne idüğü belli olmayan toplu ulaşım aracını… O belirsiz aracı zaman bile geçti, onu ve o kızı…

Dediğim gibi, elleri boş değildi ama ellerinde ne vardı? İnan anımsayamıyorum. Anımsamayı istiyorum, bunun için de çabalıyorum ama evet: o belki bir telefon vardı. Hayır, hayır bir kitap vardı o düşsel umudun avuçlarında. Avuçları gölgenin karasında kalmıştı. Elindeki kitap sanırım bir romandı. İçinde karman çorman yazan yazılar, bir romanın parçasıydılar. O gün, herhangi bir zamanın içinde miydi bilemiyorum, ama yaşam kadar gerçek olduğu kesindi. Anca yaşam kadar gerçekti zaten. O an elleri tepedeki güne bakıyordu ve romanı yan koltuğa savurmuştu. Yani belki, sanırım… Saçları zaten gün gibi sarıydı, günebakanın sarı yapraklarına da benziyordu. Başında bir bere vardı. Saçları berenin yanlarından aşağıya doğru salınıyordu. Gerçekten, bere ne renkti? Yeşil, gökçe ya da kahverengi… Gök kuşağının renklerinden biriydi işte. Mevsimlerden kıştı ama güneşliydi, yani öyle umuyorum. Bahar olması da güzel olurdu aslında ama işte o bere, o bere ne renkti? Gökçe, sarı ve yeşil: gökkuşağının yedi rengi…

Otobüs durdu, yani herhalde artık durmuştur. O duraktan indi yani sanırım inmiştir. Bir daha da görmedim onu. Bir daha görmedim mi onu? Herhalde görmedim, ama görmeyi isterdim, istedim. En büyük dileğimdi, dilerdim. Diledim de zaten, ama görmemeyi de diledim. Bilmiyorum, düşüme bırakmak istedim. Bundan da ne düşüm ne de ben emin olamadım, zaten emin olmam da gerekmedi.

Belki de uzun zaman sonra görmüşündür ama çok uzun zaman sonra. Zamanın kendisini kaybettiği o sıradan sinir krizlerinden birinde görmüşümdür. O otobüsün içinde, başka bir ilde, günün gün olduğunu unuttuğu bir zaman diliminde belki de görmüşümdür. Yarım yamalak anımsanan uydurma düşlerde değil de gerçeğin özlemindeki görülerimde görmüşümdür. Görmeyi isterdim ama gördüğümü anımsamıyorum. Aslında buna da seviniyorum, çünkü onu gerçeği kıskandıran düşlerden birinde görmeyi dilerdim, zaten bu zamana kadar hep bunu dillendirdim ama olmadı. Çünkü zaman bile unuttu o kızı ve diğerlerini, diğerleri de o kızı, o da diğerlerini…

Her neyse, bugün bir otobüse bindim. Nereden bindim bilmiyorum, nereye gittiğimi de sadece otobüs biliyor ya da o da bilmiyor. Neyse ki o otobüste, koltuğun birinde bir kız oturuyordu. Elinde bir kitap vardı. Hayır, bu bir defterdi. Bir şeyler çiziyordu, büyük olasılıkla yazıyordu. Dediğim gibi elleri boş değildi, bir defteri vardı. Beni, kendisini ve otobüsü yazıyordu. O yazarken ben okuyordum. Beni, onu ve otobüsü… Sonra bir an durdu ve yazdıklarını silmeye başladı. Beni, kendisini ve otobüsü sildi. Yani, sanırım, umarım…

 O kızı da bir daha görmedim. O kızı zaten ben hiç görmedim ki, ayrıca ben bugün otobüse de binmedim. Dün de binmedim zamanın zaman olduğunu unuttuğu günlerden birinde de. Yani, sanırım, umarım…    

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments