
Güllerin arasında siyah bir kedi,
İlk dördün ayı altında
Puslu, eflatun alev çiçekleri,
Vanilya çiçeği ve gece kokulu şebboyların
Tatlı esintileri.
Bahçe öylesine dingin,
Başı döner gibi ay ışığında.
Bu hoş esansın tadını çıkaran,
Gelincikler, afyonlu bir rüyada.
Ateşböcekleri görünüp kayboluyor
Yukarıda, altın çiçeklerin tomurcuklarından
Aşağıda, ayaklarımın dibindeki
Tatlı kuduz otlarına kadar.
Yapraklarda ve çardaklarda parıldıyor,
Kartopu çalısının içinden
Bir mızrak gibi geçen ay.
Hercai menekşelerin o küçük yüzleri
Bana bakıyor sanki.
Güllerin arasında sessizce yürüyen kedi,
Bir dalı sallıyor
Ve bozuyor bu damalı deseni,
Düşen bir yaprağın
Suyu bulandırması gibi.
Sonra sen geliyorsun,
Bahçe kadar dingin,
Çiçekler gibi beyaz her yanın
Ve ateşböceklerinin
Sessiz kıvılcımları gibi alımlı.
Ah, sevgilim,
Görüyor musun şu turuncu zambakları?
Annemi tanırlardı onlar,
Ama ben göçüp gittiğimde
Benim olan kimi tanıyacaklar?
Kaynak: https://www.poetryfoundation.org/poems/51735/the-garden-by-moonlight





Amy Lowell’ın -bildiğim kadarıyla- Türkçeye tercüme edilen ilk şiiri.
Sis Dergi ekibine bana bu şansı verdikleri için teşekkür ederim.
Şairin Türkçemize daha çok kazandırılması için bir başlangıç olması dileğimle.
Sevgilerimle,
Emre.
Bence şiirin atmosferi çok güzeldi, sonu da düşündürücü olmuş.
Okurken huzur hissettirirken aynı zamanda özlem, yokluk kaygısı gibi duyguları da iyi veriyor 🙂