
Herkes gibiyim.
Anlaşılmaya muhtacım.
Biri sarıp sarmalayıp anlasın beni.
Aslında derdim anlaşılmaktan ziyade, bir avuçta yalnızlığım batmadan
Ve o avucu kanatmadan durabilmek.
Ben sözlerin esiriyim.
Mesela biraz ‘ne’ söyleseler inanırım.
Biraz sevseler çiçeklenirim.
Ay’ı gösterip bu Güneş’tir deseler
Ben, her akşam Ay’ı görüp ısınırım.
Ben sanmaların ustasıyım.
Öyle sanıyorum ki
Bu yüzden böyle muhtacım…
Fakat ne yazık ki çağların en acımasızındayım.
Neye koşsam o gün maratondan atılırım.
Ayaklarım sık sık karınca yuvalarına denk gelmiş olmalı!
Kendimi sularken,
Ağlarım.
Bilirim ki; şifa da zehir de,
İçimde bir yerde olmalı.
İşte hikayenin sonunda ben ve yalnızlığım baş başa kalınca,
Böyle gitmez der,
Kendime kanarım.
Ay’ı da Güneş’i de ben açar
Ben kapatırım.
Böyle zamanlarda en çok kendime kanar,
En çok kendime aldanırım.
Ve insanın,
Kendine aldanması en büyük lütuftur.
Buna inanırım.
Ve yahut
Buna da aldanırım.




