İçi oyulmuş bir kovuk gibi
boşalmış, gevremiş dallar;
dokunsan
bir anlık rüzgâr yeter
dağılmaya.
Yapraklar asfalta yapışmış
hayat çekilmiş içlerinden
yalnız izleri kalmış
geçip giden bir mevsimin.
Kökler hâlâ diri mi
gövde toprağa tutunur mu
bilinmez.
Kalın kabuğunda nice yara
bilinmez bir çağın ortasında
çürümüş bir çınar durur:
Sensin o,
Sensin, güzel ülkem…

Sağın karanlık, solun karanlık.
Ayağım putlara takılıyor
dört bir yanda.
Ne kadar da sevimsiz
insana benzeyen put severler.
Artık işim kalmadı
onların bağında.
Dağlar çağırıyor beni
kırçıl bir sevda sesleniyor içimden.
Putsuzluğun yeşili başkadır:
daha derin
daha sahici.
Yeşertişi başka.

Seni geçmişe çivileyenler değil
üstünde tepinenler hiç değil;
yarınını yeşertmek için
diri kalmayı göze alanlar,
millet diye bir hayali
kalbinde taşıyanlar
hak ediyor.

Ve sen, güzel ülkem
Ölebilmeyi göze alanların
Emanetisin damarlarıma…

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments