Emeğin Kâğıttan Karşılığı tlgatns@gmail.com

Babam bir kahveciydi. Çocuklukta yaşanılan anları hatırlama evresine geçişimden itibaren o kahvenin müdavimi oldum. Olmak gerekiyordu. Bu biraz merak, biraz da zorlamaydı. Zorunda olmak, zorundalık ve zorundalıklık kötüdür. Çünkü emeğin kağıttan karşılığını o kahvehanede elimize alabiliyorduk. Evet.  O masalarına, sandalyelerine sigara dumanı kokusu sinmiş kahvehanede hayatın nasıl geçtiğini, akşamları babamın cebine dokunduğumda çıkan sesi algıladığımda “ Bir şey çıtıttı baba! “ cümlesini kurdurtabilen kâğıttan emeğin karşılığının nasıl kazanıldığını öğrenmem gerekiyordu. Yani o şekilde öğütlenmiştim. İtilmek kaderdir. Pek tabi ki bu ortamlarda bulunmak, bu ortamları solumak, bu ortamları yaşamak, bu ortamlarda ekmek arası salam-domates veya yaz helvası yemek akla kurcalanmasını emrediyordu. Hayatın her döneminde yaşanır bu durum. Bir şeyler sürekli olarak akla “ KURCALAN !” diye emir eder. O yaşlarda elbette ki nicel anlamlar daha ilgi çekici geliyor. Çünkü bir kesinlik ve sonuç odağı olduğu için çocuk ruhumda ferahlama sağlıyordu.

Bu minvalde ve içine zerk olduğum hayatın akışı dolayısı ile aklımın ilk kurcalanışını alt etme hasebiyle şunu öğrenmeye çalıştım; 1 adet çay, zamane emeğin kâğıttan karşılığı ile çok ucuzdu. Bana göre öyleydi yani. Çocukken TL, Dolar, Mark kurlarına göre değerlendirilmiyor tabi. “ Bu kadar emeğin kâğıttan karşılığına kaç tane leblebi tozu eder veya bir futbolcu kartı kaç emeğin karşılığıdır ?” ekonomik çıkarsamalarımızdı ve bizim dünya bankamız Doğan Bakkal’dı. “Bu kadar minik miktarlar ile babam nasıl mal ediniyordu?” , “ Nasıl üç çocuğa bakıyordu ?” , aklım almıyordu. Çocuksu cüretim ile bardakları ozonlayan babama bunu sordum bir gün. O gün veya başka bir gün babam beni, kahvehanemizde çalışan garson ile akşam hesabına gönderdi. Bizimkisi bir sanayi kahvesiydi. Oto tamirciler, tornacılar, oto elektrikçiler, motor ustaları, akücüler, parçacılar, lastikçiler vs…. Bu dükkanları gezme arşına çıkarttı babam beni. Arştı bu benim için. Küçük hayaller o zamandan başladı işte… Yetkin olmayan ve yetkinleşmeye çalışan idrak mekanizmam işlemeye başladı. Tecrübe ile yoğrulmamış zekâ, zekâ değildir. Zeki olduğumu iddia etmiyorum bu arada. Az ya da çok! Olanın veya kalanın tecrübe ile birleşmesinden bahsediyorum. Bir Orta Anadolu ilçesindeyseniz( o zamanlar ) ucuz, eski, talaşlı, motor yağlı, üzerlerine pas tozları dökülmüş teyplerde her daim Neşet ERTAŞ çalar. Bazısında “Gel Yanıma Gel” , bazısında “ Ağla Sazım”, bazısında da “ Sen Benimsinsin Ben Seninim” … Kalfanın veya ustanın duygu durumuna göre değişir yani. Bu arada bir anekdot; çırakların duyguları yoktur. Onlar ya çay söylemeye ya parça almaya ya da yıldız tornavida getir götürüne bakarlar.

—————————————————————————————————————

  1. Dükkan: 1173 Çay ( Sayıları hatırlamıyorum. Okul numaralarımdır kendileri)
  2. Dükkan: 511 Çay
  3. Dükkan: 251 Çay
  4. Dükkan: 5010026 Çay
  5. Dükkan: 6737 Çay

 

Erdi aklım. Demek ki böyle kazanılıyormuş emeğin kâğıttan karşılığı…

Bu arada bir nüans belirtmeden geçemeyeceğim. İnsanların, kardeşlerin, baba-oğlun birbirini öldürmesine, torunu tarafından ninenin elinin kesilmesine, kocanın karısını satmasına, insanların organlarını peşkeş çekmesine, çocukların cami avlusuna bırakılmasına neden olan bu emeğin kağıttan karşılığında neden Atatürk ‘ün fotoğrafı var ki ?  Dünyanın en iğrenç insanının resmini koyacaklarına dünyanın en güzel insanının fotoğrafını koymuşlar. Bunu da şuraya bırakayım. İçimde kalmasın…

Dönelim konuya!

O zamanlar başlıyor insanoğlunda değersiz sorgulamalar. Emeğin kâğıttan karşılığı ceplerde veya bankalarda yan yana geldiği zaman bir şeyleri değiştirebiliyorlar. Yan yanayken güçlü olabiliyorlar. Güçlüyken acımasız olabiliyorlar. Acımasızken gülebiliyorlar. Gülerken insanları küçümseyebiliyorlar. Küçümserken insanlardan ve hayvanlardan iğrenebiliyorlar. İğrendikleri o hayvanlardan kürk yapabiliyorlar. Yan yanayken emeğin kâğıttan karşılığı kötülükte çok mutlu olabiliyorlar. Bu cansız, üzerine pislik bulaşmış, maddesi gerektiğinde tuvalet kâğıdı olarak kullanılan emeğin kâğıttan karşılığı türleri yan yana olduğu sırada bu kadar güçlü olabiliyorken düşünen canlı varlıklar bu cansızların ceplerde şıngırdaması gibi harmoni ve armoni içinde neden olamıyorlar?

Sene:2000

İsim: Muhammed Durra

Yer: Filistin

Mevsim: Sonbahar

Katil: Emeğin Kâğıttan Karşılığı

Onun yaşı 11, benimki 12. Belki de aylar var arada sadece.

 

12 yaşında bir çocuk için babasının arkasında öldürülen başka bir çocuğu görmek omuz çökmesidir, bel bükülmesidir, kırışıklıktır, delirmektir, bunamaktır. Daha o yaşlarda yaşlanmaya başlıyormuş insan. Bazıları da o yaşlarda ölüyor. Bu benim kafamda çok çıplak şekilde kalan bir şeydi. Ali Kırca, Muhammed Durra, Ana haber bülteni. Siyahiler, Liberyalılar, Kızılderililer, Filistinliler ve daha bir sürü toplum… Düşününki bu toplumlardaki insanlar arasında darphanede çalışanlar vardır. O insanlar da mı bunu görememişti? Bu emeğin kâğıttan karşılığının karşısında hala çözülememiş bir çok gizemi olan bir organizma neden bu kadar aciz kalabiliyor ki? Neden biliyor musunuz? Çünkü benim kulaklarım “ Tolga bırak kitap okuma işlerini, para kazanmaya bak” ve “ Onların emeğin kâğıttan karşılıkları ve mevkileri var. Elbette haklarıdır. Senin cebinde ne kadar emeğin kâğıttan karşılığı var?” cümlelerini duydu. Yalan değil. Evet. Bunları duydum. Sanırım lüks sitelerin etrafında çöpten ekmek toplayan insanların var olmasının nedeni bu cümlelerin zihniyeti veya bu zihniyetin cümleleri…

Şimdi düşünüyorum da babamdan cevabını istediğim soru aslında çayın kâğıttan karşılığı ile nasıl mal edindin değil de nasıl güçlü bana güçlü görünebiliyorsunmuş. Cebinde emeğin kâğıttan karşılığı olmadan oğlun olduğum halde bana güçsüz mü görünecektinmiş. Senin hücrelerindeki mitokondri enerji harcadığı için, aksonların ile dentritlerin arasında elektriksel etkileşimler olduğu için, yani aklımın ve çapımın idrak edemeyeceği mükemmellikte bir varlık olduğun için değil de cebindeki emeğin kâğıttan karşılıklarıyla mı benim ve diğer insanların gözünde değerli olacaksınmış…

Bitti.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
%d blogcu bunu beğendi: