Az biraz içkiliyim, sabahı bekliyorum. Şimdi burada kendi kendime konuşacağım. Epeydir kendimi ve bütün insanları devasa bir güldürünün içinde hayal ediyorum. Bence bizimle eğlenen, bizi gözleyip keyiflenen gizli, zevk düşkünü bir topluluk var. İnsanlığın üstüne serptikleri acı tozlarını temizlemeye sular, sabunlar yetmiyor. Dışarıdan bakan için, huzuru seyretmek sıkıcıdır. Dingin bir gösteri ne kadar ilgi çekebilir ki? 

 

Edebiyatı, resmi, müziği aklıma getiriyorum. Sanatsal değeri yüksek olan hemen hemen her yapıtın mayasında acı var. Benim için de mutluluğu anlatmak her daim daha güç olmuştur. Acıları ise şakırım. Biz hüznün her türlüsü için, aciz bir denek olmaktan ileri gidemiyoruz bana kalırsa. Dilimiz mutluluğa dönmüyor. Mutluluk, huzur, başımızın üstüne küçük bir tepside yerleştirilmiş. Dökmeden, kaybetmeden yürümek için sapılan her yolun sonunda serin rüzgarlar gizli. Acı; ürperen tenimizde, dikilen tüylerimizde, titreyen nefesimizde. Sadık bir bekçi gibi sinmiş, kokusuz bir gerçek gibi bedenimize.

 

Önceki nesiller için hakikat nedir pek bilemesem de, içinde yaşadığım zaman için kendimce bir konuşma hakkım olduğunu düşünüyorum. Çağımız kelimelerin hükmüne boyun eğmiş vaziyettedir. Onlarca yazar, kelimelerin anlamına karşı şüphelidir. Kelimelerin güçlerine inanmazlar, vasıflarını görmezden gelirler. Günümüz için bu anlamsız bir meydan okuma olur. Bir kelime, bütün bağlılıkları yürekten atabilir. Soğukta buharlaşan nefes gibi. Bir kelime, bütün inançlarını yok sayabilir. Gözlerini geriye diktiğinde, koca bir mezarlık görürsün. Artık duygular, kelimelere büyük gelmiyor. Buna sebep duyguların güçten düşmesi mi, kelimelerin kudretinin katlanması mı bilinmez.

 

Bazen insanların bir yapının içinde dünyaya gönderildiğini düşünürüm. Duvarlarındaki işçilik, emek aynı değildir. Kimisi ince, kimisi kalın, kimisi ikisinin arasında milyarlarca duvar. Başlarda bahsettiğim güldürü için, sınırsız kahkaha kaynakları ince duvarlarda gizlidir.

Sevinçlerin, mutluluğun ateşi çabucak geçer zayıf duvarların ardına. Ruhu kavurur, koşturur. Hüznün ayazı da anında siner bu aciz duvarlara. Ruhu üşütür, dondurur. Bu duvarların arkasında rahat nefes almak imkansızdır. Güldürü sahiplerinin güçlerine şükrettiği, harabeler topluluğu.

 

Gülün eğlenin, hak ettiniz. Kızmıyorum size, her şeyin farkındayım. Yine de şunu bilin ki, artık cılız armağanlarınızı aramıyorum.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abonelik  
Bildir
%d blogcu bunu beğendi: