Ben Zümrüt İnan. Avukat ve şair. Prestijli iki yayınevinin ayrı ayrı yayımladıkları antolojilerde şiirlerimle yer aldım. Bir düzine ulusal edebiyat dergisinde şiirlerim boy göstermeye başladığı dönemlerde  daha on sekisimde bile değildim. Kritiklerin beni önceleri genç Şakire; pardon Şaire diye etiketlemeleri önceleri umrumda olmazdı. Ama Sappho gibi bir dehanın yüzyıllardır şiir dünyasını yerinden sallayan bir şair olduğunu farketmemle bu Şairelik saçmalığının heterosesüel erkek mantığının ürünü olduğunu  farkettim. Edebiyat dünyasında tanınan bir şairim artık. The New Yorker kurduğum iki adet İngilizce şiirime olumlu kritikler yaparak dergisinde bir köşe ayırdığı an ülkedeki iki prestijli özel üniversite şiir konulu konferans vermemi istediler benden. Bunu sürekli bir hale getirmediğiniz sürece  konferans fikrine karşı çıkmadığımı söyledim onlara. Ben Zümrüt İnan. Şair ve Avukat. Yirmi dokuz yaşında bir duruşmadan diğer duruşmaya koşmayan bir ticaret avukatıyım. Bir avukatlık şirketinin sahibiyim. Şirketimde on beş kişi; ki çalışanlarımın hepsi kadın; dört avukat; ben dahil; bir hizmetli ve on kişiden oluşan sekreter; katip kızlardan oluşan bir ekibim var. Şirketim yaşadığım şehirde ulusal ticari bir bankanın kredi alacaklarını takip ediyor. Rutin bir iş. Bitmeyen bir iş curcunası aslına bakarsanız. Ödenmeyen kredi taksitlerinde piyasa da ki en iyi ara bulucu olduğumu iddia edemem ama kalbim yine de bir şairin şefkatine sahip. Elimden gelenin en iyisini yapıyorum. Diğer zengin avukatlar gibi Mersedes GLS takıntım yok. Araba kullanıyorum. Sıradan bir şey. Ben Avukat Zümrüt. Sabahları altı da kalkıyorum. Soğuk su ile yaptığım duşun  makyajlı hayatımın yan etkilerini azalttığını düşünüyorum. Beyaz tenliyim. Biraz balık etli olduğumu itiraf etmeliyim. Simsiyah – kuzguni; uzun ve yoğun saçlarımı kırmızı bir taç toka ile geriyorum. Yüzüm ile ilgili bir takıntım yok. Ama makyajı seviyorum. Kalem yerine likit çekiyorum. İnce siyah fırçayı göz altında kullanmanın bir yetenek işi olduğunu sevgilim Rumeysa’dan defalarca duymuştum. Ooooo!!! Şimdiden bir şaşırma oldu mu acaba. Sanmıyorum. Ama erkek okurlarımın yüzünü bir tebessüm aldığının farkındayım. Aklınıza ‘’menage a trois’’ fantazileri hiç getirmeyin. Nafile ! Hayalleriniz suya düşecek. Çünkü ben aktif bir seviciyim.. Erkekleri çekici bulmuyorum. Kadınları baştan çıkartmak daha heyecan verici. Kolay olan ise erkekler. Bu konuyu sonra tartışsak; uyar mı size (?) Fransız bir sevgilim öğretmişti Paris Üniversitesinde Erasmus öğrencisi olduğum sıralar gözlere nasıl likit çekilmesi gerektiğini. Fondöteni  yüzüme uzun uzun sürüyorum. Onu tenime yedirmek sadece iki dakika on iki saniye alıyor. Acaba hızlımıyım ki?? Ama şaşmaz bir dakiklikle on bir dakika yirmi yedi saniye süren makyajımın far bölümünde kullandığım renk yelpazesi çok geniş değil. Hislerimin çağrısına kulak veriyorum. Ama nedense mavi far ve ateş rengi favorilerim arasında. Mavi farlı kadınları da çok çekici buluyorum. Çektiğim likitin ardından kirpiklerimi rimellemek bir ismi fiil haline getirmenin coşkusunu yaşattırıyor bana hep… Kırmızı allıklarım beni müvekkillerimin karşısına şirine gibi çıkartsa da ben bir şaire değilim. Zümrüt İnan ben. Şair ve Avukat.  Eşcinselim. Biseksüel değil. Latin değil Yunan tanımı ben de kalan. Eşseksüelim. Homoseksüel değil. Ama yine de bu tanımın kaba bir etkisi var insanın üzerinde. Erkeklerin aralarında ki cinsel yakınlığa saygı duyuyorum. Ama bunu iğrenç buluyorum. Estetik olan hiçbir şey yok. Cinselliğin de sanatsı bir tarafı olmalı. Lezbozlu şair Sappho gibi. Ben Şair Zümrüt İnan. Sizinle sırrımı paylaştım işte. Ben bir lezbiyenim. Evet kadınları seviyorum; bir kadın seviciyim: kadın aşığı Safiklerdenim. Şöyle de desek olur mu; şeyy; bir deli hercai aşık! İlk cinsel yakınlaşmasını lisenin kızlar tuvaletinde o çok hoşlandığı kızıl saçlı sınıf arkadaşıyla dudak dudağa öpüşerek başlatmasının ardından yaşadığı korkunç çekimsel etkinin karşı konulmaz rehavetinde tüm sosyal kodlara meydan okumaya başlayan bir uçuk. Böyle romantik uzun cümleleri kim kuruyorsa seks düşkünü bir heteroseksüel erkek olmalı diye düşündüm bir an. Biseksüel kadınlara güvenmiyorum. Üniversitede aynı evi paylaştığım sevgilimi yatakta bir erkekle yakalayınca bir daha biseksüel serüvencilerle takılmadım. Rumeysa gerçek bir kız. 23 yaşında bir peri. Zeki bir kadın. Bir sınıf öğretmeni. Ona aşık genç erkek öğretmenlerin hiç biri onun bir lezbiyen olabileceği ihtimalini akıllarına getiremiyorlarmış. Her ay bir platonik sevdalı gereksiz bir aşk yangısının içinde buluyor kendini Rumeysa karşısında. Acınası bir durum. Erkekler çok savunmasız. Kendilerine acı vermek için ellerinden geleni yapıyorlar. Ben Zümrüt İnan. Şair. Tüm vezin tekniklerini kalbiyle bildiği söylenen bu çorak ülkenin kısır edebiyatında açan bir anemon. Bunu ünlü bir edebiyat dergisinde söyleyen yine ünlü bir kadın şair. İsmi Lale. O da lezbiyen. Açıktan yazıyor labia minör ile labia major arasındaki farkın klitoris üzerindeki etkisini. Üstelik Freud’un haklı olduğunu savunuyor klitorisin psikoseksüel gelişimini tamamlayan kadınlar da vajinanın kontrolüne geçtiğine dair savıyla ilgili olarak. Yine de şu an için bu şekilde fiziksel bir transformasyon üzerine kanıtlanmış herhangi bir tez yok jinekolojik dünya tarafından. Takipçilerim gün geçtikçe çoğalıyor. Instagram ve Facebook kullanıyorum – Twitter hesabım yok. Şiirlerim mi ilgilerini çekiyor yoksa soft pornografik açıklamalarımın içeriğindeki erotik uyarımlar mı;  bunu tam olarak anlayabilmiş değilim.  Eleştirmenlerin açıktan sataştıkları, şiirlerimin teknik yanı üzerine açık aradıklarının farkındayım ama… Umrumda değil. Şiirlerimde ses vurgusuna önem veriyorum. Ama şu da bir gerçek ki dörtlüklerimde daha feminin bir hava yaratmak için çoğu mısralarımda ünlüleri düşürüyorum. Eleştirmenler kullandığım senkopiler ile dili bozduğumu diretmeye devam ede dursunlar; şiirlerimde sevgilime ‘’nbr’’ diye seslenmeyi seviyorum.

 

Nbr Günseli;

Güneş çiçeği

Bu gece yat benimle

Tatlı sevgili..

 

 

Sevgili kritiklerimiz benim peşimde ara ara !! Onlarsız olmuyor. Arada bir onları  ben de senkoplesem de!.. Onlar neyin peşinde değiller ki – –  Şimdi burada bahsetmesek olur mu onlardan tatlı okurum… Çünkü tehlikeli mısralar; stanzalar; tetrastişler kol geziyor etrafta.. Boşverin hiç bahsetmeyelim o 99 rubaiden!  Kimden bahsettiğimi sezdiniz siz. Ben de karşılaşmıştım bir seferinde onunla. Şairler ne de olsa ışığa ve karanlığa herkesden biraz daha yakındır; değil mi (?)

 

Ben Zümrüt İnan. Şair ve Avukat. 29 yaşında. Ela gözlü bir dilber. Erkek okurlarımın bönlüğü ya da bana bir kalp çırpıntısı seslenişleri; Afet bir şey… Kimi eleştirmenlerin manşetten çağrısı; Bir edebiyat kraliçesi… *

 

Fırat KAYALI

Bu yazıda ismi geçen karakterler tamamı ile hayal ürünü olup gerçek ile alakaları yoktur.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abonelik  
Bildir
%d blogcu bunu beğendi: