Pek çoğumuzun anılarında, buğulu bir dünyanın içinden gülümseyen pastel renkler yelpazesini andıran hikâyeler vardır. Bizim mahallemiz de pembe, beyaz, mor, turuncu iki katlı evlerle süslüydü. Hangi renk dersen vardı.

Hayat Bilgisi kitabındaki aile tablosunun bir parçasıydık sanki. Annem kazak örerdi. O zamanlar tekstil sektörü alıp başını gitmemişti; anneler, annelerinden talim ettikleri gibi örerlerdi. Babam kanepede oturur, Tercüman gazetesini okurdu. Mevsimler kış gibi kıştı o zamanlar. Kar yağar, üşürdük. Paltolarımıza daha sıkı sarılırdık sanki.

1980’in başı, kışın tam ortası… Uzun zaman sonra Malatya’ya kar düşmüştü. Gökten pamuk pamuk yağıyordu. Her şeyi beyaza boyayan karı, sıcacık evimizin içinden seyrederdim. İçimden, karın içinde saatlerce yuvarlanmak geçerdi. Beyaz kar taneleri içimdeki coşkuyu daha da artırırdı. Kışı çok severdim; belki de güzel evimizi kış günlerinde daha sıcak bulduğum içindi bu sevgi. Geceleri sokaklar, ışıklar ve çocuklar mışıl mışıl uyurdu.

Uzaklardan bir yerlerden ramazan davulunun güm güm sesi gelirdi. Pencereye koşar, sesin geldiği yöne bakardım. Yaklaştıkça sokakta yankılanır, ardından ışıklar birer birer yanardı. Ramazandaydık, ne güzeldi… Akşamları sokakları pide kokusu sarar, evlerde tatlı bir telaş başlardı. Soğuk, dumanlı, gri ramazan akşamlarında kardeşimle birlikte iftar topunun atılmasını beklerdik. Top atılınca “top atıldı!” diye bağırarak eve koşar, sofraya otururduk. Besmele çekilir, dua edilir, oruç açılırdı. Babam hemen yakındaki camiye giderdi.

Oruç tutmak için kardeşimle âdeta iddialaşırdık. Oruçlu olduğumuz günlerde babam her istediğimizi alır, babaannem sırtında gezdirirdi. Annem çoğu zaman ya ocağın başında ya da sobalı fırının önünde olurdu. Özellikle arife günü konu komşuya dağıtmak için bolca katmer kızartırdı. Çayla birlikte nefis olurdu taze katmerler.

Bazen küçüklüğümüz bahane edilerek sahura kaldırılmazdık. Kaldırıldığımız zamanlardaysa pişen katmer ve böreklerden ramazan davulcusuna vermek için birbirimizle yarışırdık.

Bahar geldiğinde Malatya bir başka masala dönüşürdü. Güneş pırıl pırıl parlar, kuşlar cıvıldaşarak daldan dala konardı. Toprak uyanır, çiçekler ve kelebeklerle birlikte bahara “merhaba” derdi.

Bahar, mahallemizin yanındaki boş arsa ve tarlalarda doyasıya uçurtma uçurmak demekti. Gündüzleri oyun oynar, geceleri ertesi gün oynayacağımız oyunların hayalini kurardık. Saklambaç, birdirbir, uzun eşek, yakan top, mendil kapmaca, aç kapıyı bezirgân başı, misket… Hepsi oynanırdı ama uçurtmanın yeri ayrıdır. Uçsuz bucaksız gökyüzünün birkaç misafirinden biri olmaya hevesli çocuklardık.

Yaz tatillerini iple çekerdik. Yaz gelince buram buram Anadolu kokan köyümüze gitmeye hazırlanırdık. Bavullar, hediyeler, yiyecekler hazırlanır; annem balkon çiçeklerini Yasemin teyzeye, muhabbet kuşumuzu Ayşe ablaya emanet ederdi. Yola çıkınca kendimi uçuyormuş gibi hissederdim. Kuşlara selam verir, kelebekleri kovalar, annemin yüzündeki o sessiz gülümsemeye anlam veremezdim.

Minibüs yol aldıkça dağlar, ovalar karşımıza çıkardı. Bazen yağmur yağar, bazen güneş açardı. Kuş sürüleri uzaklara kanat çırpar, biz Anadolu’nun mavisini, yeşilini içimize çekerdik.

Köye vardığımızda dedem bana sarılır, “Gözümde tüttünüz,” derdi. Şerife ninem gülümserdi. Dedem asırlık elleriyle saçlarımı okşar, dualar ederdi. Annemle babam bu tabloyu sessizce izlerdi.

Akşamları ninem bir ya da iki çeşit yemekten ibaret sofrayı tahta masanın üstüne tek bir sahanda koyardı. Çorbanın ardından bulgur pilavı ya da erişte, yanında ya hoşaf ya ayran olurdu. Yuvarlak tahta sofranın başında bir dünya gibi toplanırdık. O, bizim ailenin dünyasıydı.

Her gece yanımızdaki dağdan koyun sürüsü geçerdi. Gecenin sessizliğinde çeşmenin şırıl şırıl sesiyle koyunların çanları birbirine karışırdı. Ailece dışarı çıkıp oturur, çobanın kaval sesini dinlerdik. Yıldızların altında bir konserdi bu.

Sabah olunca babam “Haydi, kahvaltı hazır,” diye seslenirdi; uykum bir anda kuş olurdu.

Bir zamanlar huzurun buram buram koktuğu o günleri hatırladıkça, içim hâlâ buğulanır.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments