Bu sokağı anımsıyorum, kesinlikle yabancı gelmiyor. Bu sıralı harabe evlerin bana tezkir ettiği bir şeyler var. Sağlı sollu, sıvası dökülmüş evler, sokağın darlığını fırsata çevirmiş, bir evden karşı bir eve çamaşırlarını asan kadınlar görüyorum. Aslında oldukça alelade bir sokak burası. Huzur Apt., Pınar Apt., Aydınlar Apt., köşede Kardeşler Gıda ve sokağın tam ortasında Dostlar Kıraathanesi. Dikkatimi celbedecek santurlu hiçbir şey yok. Birkaç adım daha yürüyorum. Sağdaki apartmanın birinci katındaki pencerenin göbekli demir parmaklıkları arasındaki bembeyaz bir Van kedisi ile iki saksıda mor ve pembe menekşeler bana nerede olduğumu hatırlatıyor. Bu ev, ben henüz çok küçükken rahmetli annemle birlikte her haftasonu uğradığımız Sevda teyze’nin evi.

Sevda Teyze hiç evlenmemişti. Gençliğinde mahalleden bir oğlana tutulmuş, ancak sonra sevdiği adam hiçbir şey demeden, bir mektup bırakmadan, birdenbire çekip gitmiş. O günden beri kimseyle evlenmek istememiş ve kendisine oyalanacağı türlü hobiler edinmiş. Ahşap oymacılığından kanaviçeye, ud derslerinden edebiyata, litolojiden antropolojiye kadar pekçok şeyle uğraşmış. Sevda Teyze’nin kapısı her daim her çaresize, dertliye, yolda kalana, yoksula, kolu komşuya, yabancıya, hülasa herkese açıkmış. Ama rahmetli anacığımın Sevda Teyze’de en sevdiği huy, kendisinden istemedikçe kimseye tavsiye vermemesiydi. Bilgiçlik taslamaz, akıl vermez ama sorulduğunda da en isabetli tavsiyelerde bulunurmuş.

Şimdi burada, bu evin önünde, daha dün gibi hatırladığım çocukluk anılarım yeniden canlandı. Zili çalıp çalmamakta tereddüt ediyorum. Kaynağını bilmediğim bir korku var içimde. Belki de muhayyilemde annemle birlikte var olan güzel, capcanlı ve neşeli anıların yerini düş kırıklığının almasından endişeleniyorum. Bu gücü şu an kendimde bulamıyorum ama çok iyi biliyorum ki kısa bir müddet sonra kendimi yine bu kapının önünde bulacağım.

 

– Rümeysa Sağın

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abonelik  
Bildir
%d blogcu bunu beğendi: