Yılmaz Erdoğan’ın Ekşi Elmalar filmini izlerken, özellikle de “Burası benim belediyem değil” cümlesini duyduğumda, insanın yurduna dair birkaç eski hikaye anımsadım. Biri kendim, diğeri Harputlu Ermeniler hakkında.

Elazığ’ın Baskil ilçesinde fakire yakın orta halli iki Kürt kızın bir zamanlar umut kaynağı olan Hakkârili (â, ince okunacak) bir genç adam vardı. Bu adam, insanın gittiği yere özüyle gitme ihtimalinin olduğu ümidini veriyordu şiir/tiyatro-sever bu kız çocuklarına (bu ümidin yıkımını da daha sonraları yine aynı Hakkârili yaşatmıştı).

Memleketin insan talihi üzerindeki etkisini tartışmaya gerek dahi duymuyorum. İnsanın özünden en büyük kopuşu memleketinden kopmasıyla başlar. Her ne sebeple gittiyse, her ne kadar mutlu ve daha iyi bir hayata kavuştuğunu iddia ederse etsin, bu iddiası “burası benim değil” dediği an biter, artık yabancısıdır bulunduğu yerin. Peki, daüssılalı bu insan neden memleketine dönüş yapmaz/yapamaz?  İşte hikayenin asıl acıklı kısmı burasıdır. Yani, memleketinden bir kere kopan insanın artık yurtsuzlaşması.

Babam anlatırdı, çocukken (henüz köyden hiç çıkmamışken), köyün karşısındaki dağın ardını Irak sanırmış. İşte o zaman, bulunduğun yerin önemi artar ve “senin” olan bölgeyi daha iyi bilir, sahiplenirsin. Kutsalı bilgi olanlar tarafından elbette küçümsenecek olan bu gerçek ve hayati öneme sahip hissiyatı Irak’ın nerede olduğunu öğrendikten sonra asla sezinleyemeyecekti babam. Bir kere çıktın mı güvendiğin yurdundan, olmadığın yerin cazibesine bir kere tutuldun mu artık dönemezsin. Bir İstanbul, bir Ankara,  bir Amerika derken arayışla dolanırsın. Artık ne gittiğin yere ait olabilirsin, ne de geldiğin yere. Bizim bütün koşuşturmamız da bir ekşi elma dahi olsa bizim olan, bizden olan, özümüzü hatırlatan bir şeyler bulmak için.

Ve aklıma eş zamanlı gelen ikinci hikayeye geçiyorum. Çoğunuzun Neden Geldim İstanbul’a olarak bildiği şarkının orjinal hali Neden Geldim Amerika’ya’dır. Erkan Oğur, 1989 yılında ilk defa Amerika’da bir taş plaktan bu eseri duyar. 1918 yılında Harput’tan Bandırma’ya, Bandırma’dan gemiyle New York’a göçen Ahilleas Pulas isimli bir Harputlunun memleket özlemiyle 1928 yılında kaydettiği bir müzik parçası bu. Parçanın en acı noktası yukarıda bahsettiğim yurtsuzluk meselesi hakkında düşündürüyor. Ah gelmez olaydım/Görmez olaydım/Tek seni şirin Amerika/Görmez olaydım. Bir yandan gittiği yere “gelmez olaydım” diye sitem eden insan, aynı yerden “şirin” diye bahsediyor.

İşte bu, ric’at umudu kalmamış daüssılalı yutsuz insanın hikayesidir.

 

Fransız sanatçı Bruno CATALANO’ya ait bir heykel.

 

– Rumeysa SAĞIN

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Abonelik  
Bildir
%d blogcu bunu beğendi: